Atatürk’ün Türk Diline Verdiği Önem
Tarihsel Kavramlar, Tarihsel Olaylar

Dil bir milletin iletişimini sağlayan fakat sadece bunula kalmayıp geçmişten gelen birikimleri de geleceğe aktaran kültürden ve tarihten ayrılmaz bir parça ve unsur durumundadır.
Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk dilini ne kadar önemsediği tartışılmaz ve de tüm yurttaşlar tarafından bilinir. Atatürk’ün Türk diline duyduğu sevgiyi ve verdiği önemi anlayabilmek için sarf ettiği şu sözlere bakabiliriz: “Türk milletinin dili Türkçedir. Türk Dili dünyada en güzel, en zengin ve kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk Dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sonsuz felaketler içinde ahlakını, göreneklerini, anılarını, çıkarlarını kısacası; bugün kendisini millet yapan her niteliğinin, dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk ulusunun yüreğidir, beynidir.”
Aslında Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk dili ile ilgili söylediği muhteşem bir sürü sözü vardır, bunlar araştırıldığında çok rahat görülecektir. Diğer bir yandan baktığımızda Mustafa Kemal’in yaptığı Harf Devrimi Türkçe için büyük bir devrimdir, çünkü bu sayede yazı dili Arapça yazı dilinden kurtularak özgünlük kazanmıştır. Bu Harf Devrimi incelendiğinde, bu devrimden sonra yabancı dilden dilimize geçen sözcüklerde azalma olduğu görülecektir. Ancak bu günümüzde tamamen Türkçe kelimeler kullanıyoruz anlamına gelmemelidir.
Türk Dİl Kurumu, Mustafa Kemal’in isteği ile Türk dilinin bilim alanında araştırılıp özgünleştirilmesi ve milli bir dil haline daha hızlı bürünebilmesi için kurulmuştur. Yine TDK’nin kurulması Türkçe’ye büyük katkı sağlamıştır. Türk dili ile ilgili yapılan büyük çalışmalar (Divanü Lügati’t-Türk, Kutadgu Bilig incelemeleri vb.) O’nun döneminde başlamıştır.
Atatürk vasiyetnamesine tüm mal varlığının Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na bıraklımasını vasiyet etmiştir. Bu da dil ve tarih unsurlarına Mustafa Kemal’in ne kadar önem verdiğinin diğer açık bir göstergesidir.
Etiketler: Atatürk ve Türk diline verdiği önem, Atatürk'ün Türk Diline Verdiği Önem, Mustafa Kemal ve Türk dili, Türk Dil kurumu ve Mustafa Kemal Atatürk, türk dili ve tarihi
Belki bunlar da ilginizi çeker
Canberk @ Ekim 7, 2008
[...] Atatürkün Türk Diline Verdiği Önem Etiketler: Ata, Atatürk, bolu, dünya, sanat, şaşkın, sevgi, Tarih, temel, Türkçe, türkiye, türkiye cumhuriyeti [...]
süper olmuş
ellerinize sağlık güzel olmuss=)
fena değil. ama yinede fazla açıklayıcı değil
Teşekkür ederiz, verdiğiniz bilgiler için .Kısa ve öz ne güzel.Yayın hayatınızda başarılar…
ay çok mersi tsk ederim yardımcı oldunuz ben liseye giiyorum ama yınede çok arastırıyorum burhan san asığım sukru sanada ama sızlen evlenemedım ğitti
cok harika
çok güzel ama anıda yazarsanız çooooooooooook daha güzel olur
iyi olmuş ama daha fazla bilgi olsa daha iyi olur ayrıca büşraya katılmıyorum
selam ben derya hayat nasıl arkadaşlar benim hayatım kötü ama inşaallah sizin iii olur b.b
kısa ve öz olsa daha güzel olurdu
manyak herşey yazıoooo kardeşimmm manyak bir yermiş
bu çok işime yaradıı saoll un yhaa öff türkçe hocası yok sa notu mu kırıcaktı çok işime yaraada saolll
çok saolun arkilere katılıyorum çok teşekkür ederim
yazıyı yazana çok tsk ederim çok güzel bir yazi
çok teşekkür ederim akadaişşlar bana yardımcı olduğunuz için sizlleri sevmiyom
bu çok güzl olmuş herşey için teşekkür ederimm devamını dilerim
ben elayaa katılmıyorum güzel olmuş ama burada türk diine verdiği önemi annlatır anılarını istiyorsan googleye yaz atatürkün anıları die çıkar
ççççoooooooooookkkkkkkkkkkkkk ammmmmmmmmmmmmaaaaaaaaaaaaaa çççççççoooooooooooookkkkkkkkk ggggggüüüüüüüüüüüzeeeeeeeeeeeeelllll olmuş busiteyi yapana teşekkürler ben turhal da atatürk ilk ögretim okuluna gidiyorum sınıf ım 7/A koray
ççççççççççççççççççççççççççççççççççççççooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooookkkkkkkkkkkkkkkkkkkk ggggggggggggggggggggggggggguuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuzzzzzzzzzzzzeeeelllllllllll olmus thank you!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
ççççççççççççççççççççççççççççççççççççççooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooookkkkkkkkkkkkkkkkkkkk ggggggggggggggggggggggggggguuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuzzzzzzzzzzzzeeeelllllllllll olmus thank you!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!sınıfım 1 1-c
Ya manyak bir şey olmuş.Nasıl bende anlayamadım.biraz daha açıklayıcı olsun.by
ben okumadım ama anı için açtım ama anı yok:( bencede anı yazsanız çok daha güzel olur. elaya katılıyorum. ayrıca başkalarının yorumunu eleştirmeyin!(ela lafım sana).ama EMEĞE SAYGI!!!
bence daha kısa olsa iyı olurdu ama yıne ıyı çorum
yani sağolun allah razı olsun ödev için çok yardımcı oldu!!çoooooookkkkk teeşşşeekkkkkküüüürrrllleeeerrr sağolun :)(:
çok saol kardeşim bu yazıyı kim yazdıysa süper yazmış bunun sayesinde türkçe dersinde konuşmadan 5 aldım çok teşekkürler
bence güzel kısa ve oz bazı sıtelerde yaklasık5 sayfa ama işe yarayacak birsey yık
bilgiler güzel işime yarayacak gibi ama biraz kısa olmuş
bravo ya süper olmuş çoooook tşk ederim..!
süper olmuşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş
fena degil
süpppppppppppppppppppppppppppppppeeeeeeeeeeeeeeerrrrrrrr
tek kelimeyle süper.ama anı da olsa bence daha ii olur.tşk.türkiyeye slmlar olsun.
bence güsel mi güsel olmuş konusu da çok uyumlu bende bu konuyu arıyordum ve bu sitede buldum kim yaptıysa bu siteyi ona çokkkk mu çokkkk teşekkür ederim süpersiniz hepiniz
süper olmuşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş
bencede gayet çok güzel yararlana bilmem gayet normal teşekkür ederim
çok tşk kim yaptıysa walla
abi süper olmuş tdknuda katmışsın daha bir süper olmuş çokkkkkkkkkkkkkkkkkkkk sağol ya canımsın kanımsın topragımsın sana bin şükürler olsun
çok süper fakat anı eklerseniz tam süper olacak
slm büşra msn ni vermek istersen yazabilirsin?
hepinize tşkkr ederim
bence degüzel olmuş ama atatürkün türk dili ile ilgili söylediği bir sürü söz var demişsiniz bunlardan biraz açıklasaydınız daha güzel olurdu. ama olsun yinede güzel
harikaaa bi siteeee bn cengizhan ilköğretiim okuluna gidiorum 7/a CENGİZHAN İLKÖĞRETİM OKULU ŞAMPİYONNNN
çok güzel olmuş elinize saglık.herşey için çok teşekkürler.siz olmasaydınız biz ne yapardık.işallah dahada geliştirirsiniz.bbbbbbbbyyyyyyyyyyyyyyy
Bne anılaırnı istiyorum. Birazda anı koyun.
aslında güzel içerikler var ama TDK için bu kadar kısa olmaması gerekirdi. önemli deil ben öğrenci olduğum için ödevimi yapmaya yetiyo çok teşekkürler ellerinize sağlık
msn verin çok güzel
Çok güzel
yha süper olmuş ama benim performans ödevim war ama bu çok kısaaa…
çokk saolun biraz daha açıklayıcı olsa ii olurdu olsun!!!
çok teşekürler sayenizde türkçeden 5 alıcam
çok güzel bir yazı teşekkür ederim
çhk tşk ederim yha sağolun yazdığınız için lazımdı çünkü.D!!!!!
hiç işime yaramadı biz anılarını araştırıyoruz siz bilgi vermissiniz
7ı7ı7ı7ı7ı776
yhs bana milli kültüre ve türk diline verdiği önem ile ilgili anıları lasım ama hiç bi yerde bulamadım ühüüüüüü bildiği bi site fln bişiy olan yazsın lütfen
çok teşekkür ederim emeğe sağlık.çok lazımdı yarına:D
süper saol çok işime yaradı zaten bügğn performans ödevi götürülecek seni seviyorum özlem
ben anı istiorum
cok salakca olmus bnce ne kadarda uzun cır cır cır bu ne be mahalle karıları gıbı halla halla zaten uzun dıye uyuz oluyom performans odevı bu kadar uzunmu olur
iyi olmuş
hehe
bu site gerçekten bnm istediğim bilgilre sahip.çok beğendim alkışlıyorum
bence güzel olmuss tesekkürler yardımcıoldugunuz için
bence çok güzeldi
bence hiç güzel olmamış yani kısa olması güzel değil ama söledikleri çok doğru bizde tarihimizi korumalıyız
yazanların hepsi çok doğru ama çok kısa diğer sitelerde daha açıklayıcıları vardır yani açıklayıcı değil
kotu degil ama kısa olmuş genede guzel miş…
VALLA SAĞOLUN ÇOK GÜSEL OLMUŞ DAHA GÜSELLERİNİ BEKLİYORUM BU SİTEYİ NOT DEFTERİME KAYDETTİM SÜREKLİ BURAYA GİRİCEM THANK YOU:D <3
Çok güzel.
Çok güzel. Adeta muhteşem… Bu site okula giden çocuklar için çok önremli bir sitedir. Bunun için bu siteyi hazırlayana hak veriyorum doğrusu…
Artık öğretmenler öğrencilere bu siteyle ilgili ödev verdikleri zaman bu siteden yararlanabiliriz. Bu siteyi hazırlayana ve sunana teşekkür ederim. Sağlıklı kalmak eseriyle…. HOŞÇAKALIN..HAFTAYA GÖRÜŞMEK ÜZERE.
mükenmellllllll tam da ödevime lazım alduğu gibi teşkkürler süperrrrrrrrrr
seda demiş ki:
yaaa cok saçma bişi olmuş.
biraz daha açıklayıcı yazsaydınız.
kara melek
ay acayip bişi yapmışınız oha falan oldum yanı
çok güzel olmuş ellerinize sağlık
daha açıklayıcı olabilirdi
benim tam istediğim gibi olmuş.kısa ve öz.ecem gülçin de bir anlamda haklı tabi.daha açıklayıcı olabilirdi ve biraz da anı olabilirdi
bu site güzel bir site ama biraz daha açıklayıcı olabilirdi
ahmet berk binkaya
Atatürk İlöğretim Okulu YEnimahalle/Ankara
iyi olmak guzel odev zor
benim kısa bir onem oldu tam yerin de
ya ben atatürkün türk diline verdiği önem ile ilgili değişik sözler arıyorum nooolur yardım edin yaaaaaaaaaaaaa noolur
bu benim ödevime yaradı !!!!!!!!!!!!!! güzelmişşşşşşşşşşşşş.. veeeeeeeeeeeeee kısa olduğundan hiç yorulmadım teşekkürederim bu siteyeeeeeeeeee!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
ASLINDA BİRAZ AĞIR OLMALIYMIŞ BİR PARAGRAF DAHA OLSAYMIŞ İYİ OLURMUŞ
sağolun verdiğniz bilgiler için!……
Hacı Mustafa Tarman İlköğretim Okulu
ayvalıankara
bunlardan dolayı bütün arkadaşlarıma teşekkür diyorum
efendi halil ilköğretim okulu
yüreğir/ADANA
çokkkkkkkkkk gıcıkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk oooooooooooooooollllmuşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş
birazcıkk güzzzelllll olmuşş sanırım bende fatma gibi düşünüyorummm
güzel diiiil çoooooooooooooook güzel adetaaaaaa
çok güzel teşekürler ama Biraz az olsaydı
ıyyyyyy bütün yorumlar boook gibi…….
ggggggggggüüüüüüüüüüüüüüüüüüzzzzzzzzzzzzzzeeeeeeeeeeeeelllllllllllllllllllllll bbbbbbbbiiiiiiiiiiiiiiiirrrrrrr sssssssssssssiiiiiiiiiiittttttttttteeeeeeeeeee ooooooooooollllllllllllllllmmmmmmmmmmuuuuuuuuuuşşşşşşşşşşş
yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa ben istediğim şeyi bulamadım ki
çoooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooook güzelllllllll
çok güzel bir site olmuş tebrikler
slm arkadaşlar ben aradığımı buldum sizi bilemem süper bi site olmuş
ehh istee çok güsel olmuş değill bnim sitem harikaa oraya gelin
yha bu ne yhaa
süperr tesekklerrr
hersey cok güzel ya saolun kim yazdıysa tam dogruları yazmıs yalan yok vallaha cok güzel olmus türkce ögretmenim zayıf verecekti herkeze tesekkürler
Atatürk türk ulusunun, binlerce yıllıktarihi içinde yetiştirmişolduğu en büyük önderdir.O ulusumuzun yüzyıllaren köklü değişikliğin başını çekmiş ölümsüz bir kahramandır.
onun verdiği bağımsızlık savaşı onu Türk ulusunun Atası olmaktan öte dünyanın tüm mazlum uluslarının mücadele bayrağı bayrağı yapmıştır.
Bizler Atatürk devrimcilerinin korkusuz bekçileriyiz, ömrümüz var oldukça onun tüm devrimlerini ölüm pahasınada polsa koruyup savunacağız…
doğrumu???????????????
bencede çoooooooooooooooooooooooooooooooooookkkkkkkkkkkkkkkk
güzelllllllllllllllllllllllllllll olmuşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş
btavo yani bravo
hazırladığınız için teşekkür ederimmmmmmmmmmmmmmmmmmm
SEVGİLİ SİTE KURAN ORÇ ÇOCUGU ANAN NASIL??? O GÜNDEN SONRA AYKTA OLDUGUNA İNANAMIYORUM ANANIN MALI COK SUPERDİ AYNI KARININ Kİ GİBİ KIZINA COK COK GÖMDÜM SİTENİN AMINA KOYAM SİTEYE GİREN HERKESİN AMINI SİKİM BUNU YAZAN TOSUN OKUYANA KOSUN(BEN HARİÇ)
allah razı olsun türkçeciden kurtuldum
çk gzl olmus ödwimi yapmamda çk işe yaradıXD
çok güzel olmuş elinize sağlık çok işşime yaradı bi yerde bulamadım çok teşekkürler:)
çok guzel olmuş ben saapnca ilk öğretim okuluna gıdıyorum bu kadar bulmuşsunuz konuşma yın bana ulaşabilmek için mavisim.97@hotmail.com hepinize bb…
herkeze cok tskrler
diecek bişey bulamıyorum herkez diyeceklerimi yazmış XD
çoq komik demi XD
superde ya nebılıyım kısa yaaa…
kısa olmus gencler bırazdha yazı lutfen tenpoyu hızlatırsak super olur nese ben bu:(:(…! = <> = &TşK&
seher çok güzeel yazmış tşk SEHER ellerinize
sağlık muhteşem
slm ben merve ççççççççççççççççççççççççççooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooookkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkgüzzell yazmış sınız
niye atatürk mü savaştı
ÖDEVİM İÇİN İYİ OLDU TSK.
aradığım söler yokkiiiiiiiiiiiiiiiii
daha fazla bilgi istiyorum
ben sözlerini istiyordum…………………………………………………………….
süper 10 numara yılAN tiki astar sex mastardan güsel teprikler
berbat bise doorusu hazırLayann a.q
mehmet seni seviyom
cok güsel olmus ellerinize saglık basarılarınız devamini dilerim [CaNCeR] Farkiyla can_er95@hotmail.com ekle:D
SÜPERRR OLMUŞ ELLERİNİZE SAGLIK ÖDEVİME ÇOK YARDIMCI OLDUNUZ
ya süper biraz daha uzun olsa ii olurduATATÜRK’ÜN TÜRK DİLİNE VERDİĞİ ÖNEM
Toplumları millet haline getiren en önemli unsur dildir. Dil, duygu ve düşünceyi insana aktaran bir vasıta olduğu gibi, insan topluluklarının bir yığın ve kitle olmaktan kurtaran, aralarında “duygu ve düşünce birliği” olan bir cemiyet yani ‘millet’ haline getiren en önemli kültürel değerdir. Ayrıca dil, kültürün temeli olduğu gibi taşıyıcısıdır da… Dili yok ettiğiniz takdirde milli ruh ve kültür diye bir şey kalmaz. Bu sebeple dili korumak, koruyucu tedbirler almak önemlidir.
Bizler Türk’üz ve dilimiz Türkçe’dir. Türkçe; dünyanın en eski, köklü ve en zengin iki dilinden biridir. Dil bilimcilere göre; kelime türetme yeteneği bakımından da dünyanın en güçlü dilidir. Her konuya ve duruma göre karşılık vermeye en müsait dil yine Türkçe’dir. Ayrıca Türkçe, yazıldığı gibi okunması özelliğiyle de gıpta edilen bir dildir. Türk dilinin bu güzelliğini ve gücünü bilen, Türk dili konusunda önemli çalışmalara imza atan en önemli kişi, hiç şüphe yoktur ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Atatürk’tür. Atatürk, Türk dili konusunda; “Türk milletinin dili Türkçe’dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yüceltmek için çalışır. Bir de Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felaketler içinde ahlakının, an’anelerinin, hatıralarının, menfaatlerinin, kısacası bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir.” diyerek hem Türk diline verdiği önemi, duyduğu sevgiyi belirtmekle beraber, Türk dilinin büyüklüğünü ve Türk milleti için önemini ortaya koymuştur.
Atatürk, bir dil bilimci değildi. Ancak, dile sadece bir devlet adamı ya da siyasetçi gözüyle de bakmıyordu. O, dilin bir milleti meydana getiren unsurları bir arada tutan en önemli etken olduğunu biliyordu. 1931 yılında söylediği sözle bunu açıkça beyan etmişti. “Milletin çok açık niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, Türk toplumuna bağlı olduğunu iddia ederse buna inanmak doğru değildir.” Ayrıca Atatürk’ün, dil konusundaki hassasiyeti eski tarihlere dayanmaktaydı. 1916 yılında okuduğu şiir kitaplarına dil konusunda notlar düşmesi bunun açık delilidir.
Atatürk, Türk kimliğini Türkçe ile tanımlıyordu. “TÜRK demek, TÜRKÇE demektir. NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!” diyordu. Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki temel davası Türkçe’yi, dolayısıyla Türk kültür ve kimliğini yabancı boyunduruklardan kurtarma-koruma, bunun için de eğitimi her düzeyde Türkçe ile yapmak, halkın yabancı dille eğitime özenmesini önleyecek tedbirler almak olmuştur. Bu konuda da şunu söyleyecektir: “Kat’i olarak bilinmelidir ki, Türk milletinin dili ve milli benliği bütün hayatında hakim ve esas olacaktır.” Atatürk ayrıca, Türk dilini geliştirerek ve yayarak, bütün Türk dünyasının lehçe farklılıkları giderilerek müşterek bir dil bağı ile birleşmesini, kısaca bütün Türk dünyasında bir kültür birliği meydana getirmek istiyordu. Bu sebeple; “Türkiye dışında kalmış Türkler için, ilkin kültür meseleleriyle ilgilenilmelidir. Nitekim biz Türklük davasını böyle müspet ölçüde ele almış bulunuyoruz. Büyük Türk tarihinde, Türk dilinin kaynaklarına, zengin lehçelerine, eski Türk eserlerine önem veriyoruz. Baykal Gölü ötesindeki Yakut Türkleri’nin dil ve kültürlerini bile ihmal etmiyoruz” diyerek Türk dünyasındaki dil ve tarih birliği çalışmalarına ne kadar önem verdiğini gösterir. Ayrıca 1933 yılında, Sovyetler idaresinde kardeşlerimiz olduğunu, bir dağılmanın olacağını, buna hazırlanmamız gerektiğini, bunun için köprüleri sağlam tutmamız gerektiğini söylemiş, kültürün, dilin, tarihin birer köprü olduğunu işaret etmiştir.
Gazi Mustafa Kemal, Şeyh Sait ayaklanmasının yarattığı bunalımı atlatır atlatmaz, önce ‘Türk Dili Encümeni’ kurdu. (Dil ve tarih üzerindeki çalışmalar, önceleri ‘encümen’ biçiminde başladı. Daha sonra bunlar ‘Dil Kurumu’ ve ‘Tarih Kurumu’ haline geldiler) Atatürk bir sözünde, “Milli his ile dil arasında bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca müessirdir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil, şuurla işlensin. Ülkesini ve yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır” demişti. Bu sözünden yola çıkarak Türk Dili Encümeni’nin kuruluş gayesini anlamak mümkün.. Encümenin kuruluşu ile Atatürk, dildeki Arap kökenli sözcükler yerine, halkın içinde yaşayan Türkçe sözcüklerin yerleştirilmesi için bir ön çalışma yaptırıyordu. Her ilde, “Kelime Kolları” kurulmuştu. Öğretmenlerin öncülük ettiği bu kollar, evlerdeki yaşlı insanlarla ilişki kuruyorlar; onların kullandıkları sözcükleri, arapça karşılıkları varsa onları da ekleyerek, Ankara’ya “Dil Encümeni”ne gönderiyorlardı. Gazi Paşa, dili özüne çekmeye, elverdiğince yabancı sözcüklerden arındırmaya kararlı idi. Eğer bir Türk Dünyası yeniden kurulacaksa, onun dili Arap ve Fars dilinin egemenliğinden kurtulmalıydı.
Tarama kolları, önceleri çok başarılı çalışmalar yaptı. Fakat sonraları, bu kollarda çalışanların devlette itibar kazandığına dikkat edenler, halkın arasına girip sözcük derleyeceklerine ‘uydurmayı’ daha kolay buldular ve çalışmayı yıprattılar. “Dil Taramaları” göze girmenin, yükselmenin ilk basamağı gibi kullanılmaya başlandı.
O dönemde bilimadamlarınca ‘Güneş Dil Teorisi’ ortaya atılmıştı. Teori; bütün dillerin kökünün-aslının aynı olduğu iddiası üzerine kurulu idi. Kök ise; Türkçe idi. Teori, içeride ve dışarıda büyük heyecan uyandırdı. Meksikalılar, Atatürk’e Astekler’e ait bir kitap gönderdiler ve genç, idealist, çalışkan ilim adamlarınca çalışmalar derinleştirildi. Prof. Adile Ayda Etrüsklerin dili-tarihi üzerinde dururken, Hamit Koşay Baskların dilini inceledi. Lakin, Güneş Dil Teorisi’ni beğenenlerde oldu, aşırı bulanlar, yadırgayanlar da.. Atatürk’ün ölümünden sonra bu teori rafa kaldırılacaktır.
Mustafa Kemal Paşa’nın çevresinde okumuşlardan oluşmuş heyecanlı bir ortam vardı, lakin sayıca sınırlı ve bilgi açısından tam anlamıyla yeterli değildi. Ayrıca inanmış ve sağlam bilgi birikimi olanların sayısı çok azdı; onlar da devlet hizmetindeydiler. Ayrıca ATA, hedeflerini en yakınında olan insanlara bile açıkca ifade etmiyordu. Atatürk’ün bu denli dil ve tarih çalışmalarına gömülmesini anlayamayanlar, yadırgayanlar vardı. Lakin Gazi Paşa için, bazı şeylerin azlığı ya da yokluğu, o işin yapılması çalışmalarını durdurmadı, sonuçta durduramamıştır da..
Sovyetler Birliği, Mustafa Kemal Paşa’nın yoğun bir Türkolog trafiği yaratmasını, Orta Asya Tarihi üzerinde çalışmasını ve Türkçe’yi , Asya Türkleri’nin kullanabileceği biçime sokmasını dikkatle ve tedirginlikle izliyorlardı. Bu sebeble Sovyetler Birliği, bu ilişki ayaklarından birini yok etmek için yani Türkiye Cumhuriyeti ile yazışmaları engellemek için, kullanılan Arap harflerini yasaklamış, fakat Sovyetler Birliği yönetiminin milliyetçi davrandığını gizlemek, göstermemek için Kirl harfleri ile değil, Latin harfleri ile okuyup yazmayı kanunlaştırmıştı.
Oysa M. Kemal Paşa, “Türkiyat Enstitüsü” nü kurmuş, Sovyetler Birliği’ni Türk ve yabancı Türkologların yağmuruna tutmuş, öte yandan da Türkiye’de basılan kitap ve gazeteleri bu giden, gelenlerin aracılığı ve posta ile göndererek ortak kültür hazırlığına girişmişti. Ama Sovyetler Birliği’nin, Latin harfleri ile okuyup- yazmayı zorunlu hale koyması, bu köprüleri yıkıyordu. Oysa dilde birlik kurulmadıkça, birliktelikten nasıl bahsedilebilirdi.
İki yıl beklendi.. Durumda herhangi bir değişiklik olmayınca Atatürk, Türkiye’nin Latin harfleri ile okuyup yazması fikrini ortaya attı. Orta Asya Türkleri ile bağların kopmaması gerekiyordu. Büyük bir hızla 1928 Harf İnkılabı gerçekleştirildi. Böylece Türkiye, Latin harflerini benimsedi. Bu yeni gelişme, Sovyetler Birliği’nin gözünden kaçmamıştı. Aslında bekledikleri bir durumdu. Atatürk Türkiyesi, Azerbaycan ve Türkistan Türkleri ile dirsek temasını yitirmek niyetinde değildi. Ama Sovyetler Birliği de bu dirsek temasından kuşkulanıyordu.
Sovyetler Birliği’nde büyük bir gizlilik içinde, 1929 yılında “Bütün Sovyetler Birliği vatandaşları arasında yalnız Kiril harflerinin kullanılacağı” yasası çıkarıldı ve yeniden Türkiye’nin kurduğu köprüleri dinamitlediler. Artık Türkiye’nin “bu konuda” yapacak bir şeyi yoktu. Sovyetler Birliği’nin bu tür uygulamaları II. Dünya Savaşı yıllarında bile sürdü.
Atatürk, Türk dilinin yabancı kelimelerden arınmasını bilimsel kararlara bağlayacak “Türk Dili Kurultayı” çalışmalarını her şeyin üstünde tutuyordu. Dünyayı şaşkına çevirecek, ‘Büyük Türk Devletleri Birliği’ nin temel taşları, işte bu kurultay çalışmaları idi. Bilimsel terimlere bile Türkçe karşılıklar bulunmuştur. Atatürk bu konuda şöyle diyor: “Batı dillerinden hiçbirinden aşağı olmamak üzere, onlardaki kavramları anlatacak keskinliği, açıklığı haiz Türk bilim dili terimleri tespit edilecektir.” Öyle de olmuştur; Atatürk bizzat kendisi bu dava uğruna çalışmış, bugün askerlikte olsun, matematikte olsun kullandığımız bir çok terimleri Türkçe’nin derinliklerinden çıkarıp bize armağan etmiştir. 1938′de vefatından az bir zaman önce, “Türlü bilimlere ait Türkçe terimler tespit edilmiş, bu surette dilimiz yabancı dillerin tesirinden kurtulma yolunda esaslı adımını atmıştır. Bu yıl okullarımızda tedrisatın Türkçe terimlerle yazılmış kitaplarla başlamış olmasını kültür hayatımız için mühim bir hadise olarak kaydetmek isterim.” diyerek, bu konuda büyük bir ilerleme kaydedildiğini belirtmiştir.
26 Eylül 1933′de Atatürk’ün isteği ile bütün yurt sathında “Dil Bayramı” kutlanmıştır. Yalnız, Türk dilinin temizlenmesini değil, eş anlam sözcüklerle dilin zenginleştirilmesi de gözleniyordu. Atatürk’e göre, dilin kaynağı millet idi, araştırmalar da milletten beslenmeliydi.
Atatürk, hem dilin zenginleşmesine, eş anlam sözcüklerle sanat ve bilim dili olacak köklere kavuşmasına önem veriyor; hem bunları işleyip bilimsel yapıyı oluşturacak kuruluşları kazandırmaya çalışıyordu. İstanbul Üniversitesi’ne bağlı bir “Dil Okulu” açılması, halkevlerinde “Edebiyat ve Türk Dili Kolları” kurularak köylere kadar uzanan araştırma ve soruşturmalarla yeni sözcüklerin taranması, hep bu hedef doğrultusunda alınmış kararlar sonucu yapılmış çalışmalardır.
Atatürk, bu çalışmaları büyük bir ilgiyle takip ediyordu. Her sabah, Türkiyat Enstitüsü’nün günlük çalışma raporlarına gözatıyor, Sovyetler Birliği’nin Türk Dünyası ile ilgili haberlerini (varsa) inceleyip değerlendiriyordu. TBMM kararı ile yapılmasına başlanılan Dil ve Tarih-Coğrafya fakültesinin inşaat aşamalarını izliyordu.
Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi… Böyle bir kuruluş, öğretim dünyasında yoktu. Tarih ve coğrafya fakültesi vardı. Dil fakülteleri de vardı. Fakat, hem dil, hem tarih-coğrafyanın bir fakültede birleşmesinin tek örneği Ankara’da idi. Çünkü Atatürk, Asya’daki Türklerin hem tarihini, hem coğrafyasını, hem dilini çok iyi öğrenmiş bir neslin yetişmesini istemekteydi.
Bayar’ın başbakanlığı döneminde dil ve tarih çalışmaları aksamadan sürdü. Özellikle Atatürk, yoğun bir biçimde dil ve tarih üzerindeki bütün çalışmaları izliyordu. Kendisi bu tür çalışmalardan dolayı yorgun düşse de, çevresine bu yorgunluğunu belli etmemeye çalışıyordu.
2 Ağustos 1936 tarihinde üçüncü Dil Kurultayı’nı açtı. Yaptığı konuşmada: “Konuk dil bilginlerinin, Türk dil bilginleri ile birlikte çalışmalarından, dil bilimin şimdiye dek çözemediği bir çok güçlükleri aşacağına, bu çalışmaların bir çok gerçeklerin günışığına çıkmasını sağlayacağına güvenim tamdır” diyordu. Günlerce süren kurultayın en sağlam izleyicisi, Atatürk’tü.. Genel Kurul çalışmalarını izliyor, komisyonlardaki çalışmalara katılıyor, fikirlerini söylüyor. Hedefin yalnız Anadolu Türkleri’nin değil, bütün Türklerin ortak dilini yaratmak olduğunu durmadan tekrarlıyordu.
1936 yılının 19 Ekiminde Türk Dil Kurumu’na gitti ve uzmanlarla 6 saat süren bir çalışma yaptı. Bu, o kadar uzun ve sürekli çalışma idi ki, uzmanların takatı tükendi. Bunu görünce Atatürk: “Yorulduğunuz anlaşılıyor. Benim bazı işlerim olmasa, sizinle kalıp çalışmaları birlikte sürdürmek isterdim. Başka bir fırsatta, bu çalışmaları yine birlikte yaparız, demişti.
Hayatı elvermedi, bir daha buluşup, “Türk dilindeki yabancı sözcüklerin yerine Türkçelerinin konması çalışmalarına katılamadı.. Vefatından önce de Ankara’da iken son ziyaret ettiği yer ise, inşaat bitene kadar çalışmalarına ‘Evkaf Apartımanı’nda başlayan Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi olmuştu. Çalışmalar hakkında bilgi almış, inşaat halinde olan fakülte binasını görmüş, yetkililerle görüşmüştü.
***
Atatürk; son nefesine kadar bilfiil milletin için, milletin geleceği için çalışmış, eşi benzeri olmayan büyük bir lider.. O’nu o kadar özlüyoruz ki, kelimelerle anlatmak mümkün değil.. Aslında bu yazının başlığı ‘Bir Millete Adanan Ömür’ olacaktı. Lakin, dil konusuna ve Atatürk’ün Türk dili konusundaki hassasiyetine ağırlık vermeyi düşündüğüm için bu başlığı kullanmadım. Bu yazıyı, küçük çaplı bu araştırmayı da dilimize yapılan saldırıların, horlamaların yoğunlaştığı bir dönemde bazı şeylerin daha iyi anlaşılmasını istediğim için toparladım. Keşke daha detaylı bir araştırma olsa idi, Atatürk için ne yapılsa az gelir.
Bir kere daha anladık ki; herkes Atatürk değil, herkes Atatürk olamıyor. Atatürk için hayati önem taşıyan değerlerin, çalışmaların Atatürk’ün ölümünden hemen sonra ismini bile anmak istemediğim kişiler tarafından durdurulmasını, hızla değiştirilmesini, Türk dili yerine-Türk tarihi yerine Latin dilinin-kültürünün okullarda genç beyinlere sunulmasını hiç bir zaman unutmayacağız.
Herkes Atatürk olamıyor!
Atatürk, Türk dil ve tarih konusundaki çalışmalarına hastalığına rağmen, ölüme meydan okurcasına, çevresini hayrete düşüren bir güçle devam etmişti. Yorgundu ama, çevresine hiç bir şekilde yorgunluğunu belli etmiyordu. Bir millet sevilirse eğer, işte böyle sevilmeli.. Atatürk, bu milleti çok seviyordu. Milletinin sevgisi gönlünde hayata gözlerini yumdu. Sevgisi karşılıksız değildi; milleti de bu şerefli evladını bağrına basmıştı.. Gözyaşları sel oldu o gidince ebediyete, ama eceldi işte..
çok tşk ederim çok yardımcı oldunuz…
yaa güzel olmuşta sayfa yamuk birrrrrrr anı yok ve benim prıoje var ikiiiiii ba nedir sewgili arıom üçççççççç
çok güsel olmuş ama keşke anıları da koysaydınız amcıklar
Melisa HİÇ BEĞENMEDİM ÇÜNKÜ ÖDEV YAPAMADIN ÇOK GÜZEL AMA HİÇ BANA UYGUN BİRŞEY YOK Kİ YHA
sagolun verdiğiniz bilgiler icin bu arada sunu sölemeden edemicem Antaalyadan büşra helvacılar seni cok ama cok seviorum turgut reis dersanesine basarılar
ARKADAŞLAR BEN SİZE YARDIMCI OLAYIM BUNLARIDA EKLEYİN (proje ödevi olanlar)
ATATÜRK’ÜN TÜRK DİLİNE VERDİĞİ ÖNEM
Toplumları millet haline getiren en önemli unsur dildir. Dil, duygu ve düşünceyi insana aktaran bir vasıta olduğu gibi, insan topluluklarının bir yığın ve kitle olmaktan kurtaran, aralarında “duygu ve düşünce birliği” olan bir cemiyet yani ‘millet’ haline getiren en önemli kültürel değerdir. Ayrıca dil, kültürün temeli olduğu gibi taşıyıcısıdır da… Dili yok ettiğiniz takdirde milli ruh ve kültür diye bir şey kalmaz. Bu sebeple dili korumak, koruyucu tedbirler almak önemlidir.
Bizler Türk’üz ve dilimiz Türkçe’dir. Türkçe; dünyanın en eski, köklü ve en zengin iki dilinden biridir. Dil bilimcilere göre; kelime türetme yeteneği bakımından da dünyanın en güçlü dilidir. Her konuya ve duruma göre karşılık vermeye en müsait dil yine Türkçe’dir. Ayrıca Türkçe, yazıldığı gibi okunması özelliğiyle de gıpta edilen bir dildir. Türk dilinin bu güzelliğini ve gücünü bilen, Türk dili konusunda önemli çalışmalara imza atan en önemli kişi, hiç şüphe yoktur ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Atatürk’tür. Atatürk, Türk dili konusunda; “Türk milletinin dili Türkçe’dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yüceltmek için çalışır. Bir de Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felaketler içinde ahlakının, an’anelerinin, hatıralarının, menfaatlerinin, kısacası bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir.” diyerek hem Türk diline verdiği önemi, duyduğu sevgiyi belirtmekle beraber, Türk dilinin büyüklüğünü ve Türk milleti için önemini ortaya koymuştur. Atatürk, bir dil bilimci değildi. Ancak, dile sadece bir devlet adamı ya da siyasetçi gözüyle de bakmıyordu. O, dilin bir milleti meydana getiren unsurları bir arada tutan en önemli etken olduğunu biliyordu. 1931 yılında söylediği sözle bunu açıkça beyan etmişti. “Milletin çok açık niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, Türk toplumuna bağlı olduğunu iddia ederse buna inanmak doğru değildir.” Ayrıca Atatürk’ün, dil konusundaki hassasiyeti eski tarihlere dayanmaktaydı. 1916 yılında okuduğu şiir kitaplarına dil konusunda notlar düşmesi bunun açık delilidir.
Atatürk, Türk kimliğini Türkçe ile tanımlıyordu. “TÜRK demek, TÜRKÇE demektir. NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!” diyordu. Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki temel davası Türkçe’yi, dolayısıyla Türk kültür ve kimliğini yabancı boyunduruklardan kurtarma-koruma, bunun için de eğitimi her düzeyde Türkçe ile yapmak, halkın yabancı dille eğitime özenmesini önleyecek tedbirler almak olmuştur. Bu konuda da şunu söyleyecektir: “Kat’i olarak bilinmelidir ki, Türk milletinin dili ve milli benliği bütün hayatında hakim ve esas olacaktır.” Atatürk ayrıca, Türk dilini geliştirerek ve yayarak, bütün Türk dünyasının lehçe farklılıkları giderilerek müşterek bir dil bağı ile birleşmesini, kısaca bütün Türk dünyasında bir kültür birliği meydana getirmek istiyordu. Bu sebeple; “Türkiye dışında kalmış Türkler için, ilkin kültür meseleleriyle ilgilenilmelidir. Nitekim biz Türklük davasını böyle müspet ölçüde ele almış bulunuyoruz. Büyük Türk tarihinde, Türk dilinin kaynaklarına, zengin lehçelerine, eski Türk eserlerine önem veriyoruz. Baykal Gölü ötesindeki Yakut Türkleri’nin dil ve kültürlerini bile ihmal etmiyoruz” diyerek Türk dünyasındaki dil ve tarih birliği çalışmalarına ne kadar önem verdiğini gösterir. Ayrıca 1933 yılında, Sovyetler idaresinde kardeşlerimiz olduğunu, bir dağılmanın olacağını, buna hazırlanmamız gerektiğini, bunun için köprüleri sağlam tutmamız gerektiğini söylemiş, kültürün, dilin, tarihin birer köprü olduğunu işaret etmiştir.
Gazi Mustafa Kemal, Şeyh Sait ayaklanmasının yarattığı bunalımı atlatır atlatmaz, önce ‘Türk Dili Encümeni’ kurdu. (Dil ve tarih üzerindeki çalışmalar, önceleri ‘encümen’ biçiminde başladı. Daha sonra bunlar ‘Dil Kurumu’ ve ‘Tarih Kurumu’ haline geldiler) Atatürk bir sözünde, “Milli his ile dil arasında bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca müessirdir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil, şuurla işlensin. Ülkesini ve yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır” demişti. Bu sözünden yola çıkarak Türk Dili Encümeni’nin kuruluş gayesini anlamak mümkün.. Encümenin kuruluşu ile Atatürk, dildeki Arap kökenli sözcükler yerine, halkın içinde yaşayan Türkçe sözcüklerin yerleştirilmesi için bir ön çalışma yaptırıyordu. Her ilde, “Kelime Kolları” kurulmuştu. Öğretmenlerin öncülük ettiği bu kollar, evlerdeki yaşlı insanlarla ilişki kuruyorlar; onların kullandıkları sözcükleri, arapça karşılıkları varsa onları da ekleyerek, Ankara’ya “Dil Encümeni”ne gönderiyorlardı. Gazi Paşa, dili özüne çekmeye, elverdiğince yabancı sözcüklerden arındırmaya kararlı idi. Eğer bir Türk Dünyası yeniden kurulacaksa, onun dili Arap ve Fars dilinin egemenliğinden kurtulmalıydı. Tarama kolları, önceleri çok başarılı çalışmalar yaptı. Fakat sonraları, bu kollarda çalışanların devlette itibar kazandığına dikkat edenler, halkın arasına girip sözcük derleyeceklerine ‘uydurmayı’ daha kolay buldular ve çalışmayı yıprattılar. “Dil Taramaları” göze girmenin, yükselmenin ilk basamağı gibi kullanılmaya başlandı. O dönemde bilimadamlarınca ‘Güneş Dil Teorisi’ ortaya atılmıştı. Teori; bütün dillerin kökünün-aslının aynı olduğu iddiası üzerine kurulu idi. Kök ise; Türkçe idi. Teori, içeride ve dışarıda büyük heyecan uyandırdı. Meksikalılar, Atatürk’e Astekler’e ait bir kitap gönderdiler ve genç, idealist, çalışkan ilim adamlarınca çalışmalar derinleştirildi. Prof. Adile Ayda Etrüsklerin dili-tarihi üzerinde dururken, Hamit Koşay Baskların dilini inceledi. Lakin, Güneş Dil Teorisi’ni beğenenlerde oldu, aşırı bulanlar, yadırgayanlar da.. Atatürk’ün ölümünden sonra bu teori rafa kaldırılacaktır. Mustafa Kemal Paşa’nın çevresinde okumuşlardan oluşmuş heyecanlı bir ortam vardı, lakin sayıca sınırlı ve bilgi açısından tam anlamıyla yeterli değildi. Ayrıca inanmış ve sağlam bilgi birikimi olanların sayısı çok azdı; onlar da devlet hizmetindeydiler. Ayrıca ATA, hedeflerini en yakınında olan insanlara bile açıkca ifade etmiyordu. Atatürk’ün bu denli dil ve tarih çalışmalarına gömülmesini anlayamayanlar, yadırgayanlar vardı. Lakin Gazi Paşa için, bazı şeylerin azlığı ya da yokluğu, o işin yapılması çalışmalarını durdurmadı, sonuçta durduramamıştır da..Sovyetler Birliği, Mustafa Kemal Paşa’nın yoğun bir Türkolog trafiği yaratmasını, Orta Asya Tarihi üzerinde çalışmasını ve Türkçe’yi , Asya Türkleri’nin kullanabileceği biçime sokmasını dikkatle ve tedirginlikle izliyorlardı. Bu sebeble Sovyetler Birliği, bu ilişki ayaklarından birini yok etmek için yani Türkiye Cumhuriyeti ile yazışmaları engellemek için, kullanılan Arap harflerini yasaklamış, fakat Sovyetler Birliği yönetiminin milliyetçi davrandığını gizlemek, göstermemek için Kirl harfleri ile değil, Latin harfleri ile okuyup yazmayı kanunlaştırmıştı. Oysa M. Kemal Paşa, “Türkiyat Enstitüsü” nü kurmuş, Sovyetler Birliği’ni Türk ve yabancı Türkologların yağmuruna tutmuş, öte yandan da Türkiye’de basılan kitap ve gazeteleri bu giden, gelenlerin aracılığı ve posta ile göndererek ortak kültür hazırlığına girişmişti. Ama Sovyetler Birliği’nin, Latin harfleri ile okuyup- yazmayı zorunlu hale koyması, bu köprüleri yıkıyordu. Oysa dilde birlik kurulmadıkça, birliktelikten nasıl bahsedilebilirdi. İki yıl beklendi.. Durumda herhangi bir değişiklik olmayınca Atatürk, Türkiye’nin Latin harfleri ile okuyup yazması fikrini ortaya attı. Orta Asya Türkleri ile bağların kopmaması gerekiyordu. Büyük bir hızla 1928 Harf İnkılabı gerçekleştirildi. Böylece Türkiye, Latin harflerini benimsedi. Bu yeni gelişme, Sovyetler Birliği’nin gözünden kaçmamıştı. Aslında bekledikleri bir durumdu. Atatürk Türkiyesi, Azerbaycan ve Türkistan Türkleri ile dirsek temasını yitirmek niyetinde değildi. Ama Sovyetler Birliği de bu dirsek temasından kuşkulanıyordu. Sovyetler Birliği’nde büyük bir gizlilik içinde, 1929 yılında “Bütün Sovyetler Birliği vatandaşları arasında yalnız Kiril harflerinin kullanılacağı” yasası çıkarıldı ve yeniden Türkiye’nin kurduğu köprüleri dinamitlediler. Artık Türkiye’nin “bu konuda” yapacak bir şeyi yoktu. Sovyetler Birliği’nin bu tür uygulamaları II. Dünya Savaşı yıllarında bile sürdü. Atatürk, Türk dilinin yabancı kelimelerden arınmasını bilimsel kararlara bağlayacak “Türk Dili Kurultayı” çalışmalarını her şeyin üstünde tutuyordu. Dünyayı şaşkına çevirecek, ‘Büyük Türk Devletleri Birliği’ nin temel taşları, işte bu kurultay çalışmaları idi. Bilimsel terimlere bile Türkçe karşılıklar bulunmuştur. Atatürk bu konuda şöyle diyor: “Batı dillerinden hiçbirinden aşağı olmamak üzere, onlardaki kavramları anlatacak keskinliği, açıklığı haiz Türk bilim dili terimleri tespit edilecektir.” Öyle de olmuştur; Atatürk bizzat kendisi bu dava uğruna çalışmış, bugün askerlikte olsun, matematikte olsun kullandığımız bir çok terimleri Türkçe’nin derinliklerinden çıkarıp bize armağan etmiştir. 1938′de vefatından az bir zaman önce, “Türlü bilimlere ait Türkçe terimler tespit edilmiş, bu surette dilimiz yabancı dillerin tesirinden kurtulma yolunda esaslı adımını atmıştır. Bu yıl okullarımızda tedrisatın Türkçe terimlerle yazılmış kitaplarla başlamış olmasını kültür hayatımız için mühim bir hadise olarak kaydetmek isterim.” diyerek, bu konuda büyük bir ilerleme kaydedildiğini belirtmiştir.
26 Eylül 1933′de Atatürk’ün isteği ile bütün yurt sathında “Dil Bayramı” kutlanmıştır. Yalnız, Türk dilinin temizlenmesini değil, eş anlam sözcüklerle dilin zenginleştirilmesi de gözleniyordu. Atatürk’e göre, dilin kaynağı millet idi, araştırmalar da milletten beslenmeliydi.
Atatürk, hem dilin zenginleşmesine, eş anlam sözcüklerle sanat ve bilim dili olacak köklere kavuşmasına önem veriyor; hem bunları işleyip bilimsel yapıyı oluşturacak kuruluşları kazandırmaya çalışıyordu. İstanbul Üniversitesi’ne bağlı bir “Dil Okulu” açılması, halkevlerinde “Edebiyat ve Türk Dili Kolları” kurularak köylere kadar uzanan araştırma ve soruşturmalarla yeni sözcüklerin taranması, hep bu hedef doğrultusunda alınmış kararlar sonucu yapılmış çalışmalardır.
Atatürk, bu çalışmaları büyük bir ilgiyle takip ediyordu. Her sabah, Türkiyat Enstitüsü’nün günlük çalışma raporlarına gözatıyor, Sovyetler Birliği’nin Türk Dünyası ile ilgili haberlerini (varsa) inceleyip değerlendiriyordu. TBMM kararı ile yapılmasına başlanılan Dil ve Tarih-Coğrafya fakültesinin inşaat aşamalarını izliyordu. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi… Böyle bir kuruluş, öğretim dünyasında yoktu. Tarih ve coğrafya fakültesi vardı. Dil fakülteleri de vardı. Fakat, hem dil, hem tarih-coğrafyanın bir fakültede birleşmesinin tek örneği Ankara’da idi. Çünkü Atatürk, Asya’daki Türklerin hem tarihini, hem coğrafyasını, hem dilini çok iyi öğrenmiş bir neslin yetişmesini istemekteydi. Bayar’ın başbakanlığı döneminde dil ve tarih çalışmaları aksamadan sürdü. Özellikle Atatürk, yoğun bir biçimde dil ve tarih üzerindeki bütün çalışmaları izliyordu. Kendisi bu tür çalışmalardan dolayı yorgun düşse de, çevresine bu yorgunluğunu belli etmemeye çalışıyordu.
2 Ağustos 1936 tarihinde üçüncü Dil Kurultayı’nı açtı. Yaptığı konuşmada: “Konuk dil bilginlerinin, Türk dil bilginleri ile birlikte çalışmalarından, dil bilimin şimdiye dek çözemediği bir çok güçlükleri aşacağına, bu çalışmaların bir çok gerçeklerin günışığına çıkmasını sağlayacağına güvenim tamdır” diyordu. Günlerce süren kurultayın en sağlam izleyicisi, Atatürk’tü.. Genel Kurul çalışmalarını izliyor, komisyonlardaki çalışmalara katılıyor, fikirlerini söylüyor. Hedefin yalnız Anadolu Türkleri’nin değil, bütün Türklerin ortak dilini yaratmak olduğunu durmadan tekrarlıyordu.
1936 yılının 19 Ekiminde Türk Dil Kurumu’na gitti ve uzmanlarla 6 saat süren bir çalışma yaptı. Bu, o kadar uzun ve sürekli çalışma idi ki, uzmanların takatı tükendi. Bunu görünce Atatürk: “Yorulduğunuz anlaşılıyor. Benim bazı işlerim olmasa, sizinle kalıp çalışmaları birlikte sürdürmek isterdim. Başka bir fırsatta, bu çalışmaları yine birlikte yaparız, demişti. Hayatı elvermedi, bir daha buluşup, “Türk dilindeki yabancı sözcüklerin yerine Türkçelerinin konması çalışmalarına katılamadı.. Vefatından önce de Ankara’da iken son ziyaret ettiği yer ise, inşaat bitene kadar çalışmalarına ‘Evkaf Apartımanı’nda başlayan Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi olmuştu. Çalışmalar hakkında bilgi almış, inşaat halinde olan fakülte binasını görmüş, yetkililerle görüşmüştü.
çok güzel hemde uzun değil yapanın eline sağlık
ÇooooK güzel bi site çok yardımcı
çok güzel bi site yaaaaaaaaaa yaptığım ödevimden (100) altım bayıldım bu siteye bundan sonra ödevlerimi bu siteden yapacam (herkeze tavsiye ederim)
çok işimeyaradı süperrr olmuş çok sağolunnnn
ödevime çok yardum etti sağolun
çok teşekkür ederim çok yardımcı odunuz
performans ödewimdi kendileri ve yaptm çok saolun ama atatürkün türk dili hakkında söylediği sözleri de yazsanz çok spr olurdu ama yine de saolun thanks …!!! merci booque …..
mukemmelsiniz ya tam zamnnında yetişitiniz odev aklıma geldi ve kısa ve oz yazıp buldum bu yazıyı cok saolun yayınınız için basarılar dilerimmmm:D:D:D
güzel de daha çok söz olsa daha güzel olur
çok güzel olmuş
çok saolun beni büyük bir yükten kurtardınız.Hiç bir yerde bulamadım şimdi buldum ve not aldım.SAyenizde ödevimi yapıcam.
biraz fazla gibi olsun süper olmuş
çok gusel olmuş elinize emeqinize saqlık
atatürkü çok sewiyorum ve türkümüze ve dilimize çok önem verdiğinide biliyorum
OĞUZHAN KOCAÇOBAN
Yazını gördüm fena deil ama biraz daha azaltırsanız daha da iiii olabilüüü diom aslında ben
çok saol
ya ben anı istiyorum
atatürkün türk diline verdiği önem hakkındaki anılarını…
ya çok lazım lütfen yardımcı olun bulamıyorum
İNŞALLAH TÜRKÇE ÖDEVİM İÇİN YETERLİ OLUR TÜRKÇE HOCAMIZ BİRAZ ZOR BEĞENİR ….:)=)
bence fazla güzel olmamış ama yinede saqolun bu arada burada atatürkle ilgili şeler var sewqililerinizi çok sevdiqinizi söyliycekseniz bunla alaqalı bi siteye girin
keşke anıda yazsaydınız
bence çook saçma bilgiler hepside uyduruktan şeyler kafadan sallayıp sallayıp yazmışlar hıhh :(((((